
Domuz gribiyle ilgili bilinmesi gerekenler
TÜSAD'ın artan domuz vakalarıyla ilgli olarak yayınladığı basın açıklamasında

çarpıcı veriler dikkat çekiyor.
Influenza A H1N1(Domuz Gribi)’in 16 Mayıs 2009 tarihi itibariyle 36 ülkeye yayıldığı

laboratuvar olarak doğrulanmış bu hastalardan 72 kişinin öldüğü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bildirildi.
Ülkemizde Atatürk havaalanından giriş yaparken saptanan hastayla birlikte

Hindistan’da saptanan olgu dikkate alındığında influenza A H1N1’in görüldüğü ülke sayısı 38 olmuş durumda.
Laboratuvar tarafından doğrulanmış hasta ve ölüm sayıları ülkelere göre şöyle:Meksika 2895(ölüm :66); ABD 4714(ölüm:4); Kanada 496(ölüm:1)

Tayland (2) ve İngiltere (78).
İnfluenza A H1N1 virüsü domuz

bağışıklık sisteminin tanımadığı ve bu yüzden kıtalar arası salgın (pandemi) yapma potansiyeli olan bir virüs. Dünya Sağlık örgütü mevcut durumda alarm seviyesini 5 olarak kabul etmekte.
Domuz gribi bulaşma yolu

diğer ülkelerde kronik hastalığı olanlarda görülmekte.
Virus öksürük ve aksırıkla çevreye yayılan damlacık denen parçacıkların solunum yolunda alınmasıyla veya damlacıkların bulaştığı kapı kolu

sandalye vb ile temas sonrası yıkanmamış ellerin temasıyla solunum yolu ve konjuktivadan bulaşmakta. Virus bulaştıktan 1-7 gün (ortalama 3-4 gün) sonra hastalık belirtileri başlamakta.
Virus hastalık belirtileri başlamadan bir gün öncesinden

belirtiler başladıktan 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcı olmaktadır. Çocuklar ve bağışıklık yetmezliği olanlar virusu daha uzun süre bulaştırabilmekte.
Hastalananlarda ateş

son verilere göre laboratuarca doğrulanmış olgular arasında bile vaka ölüm oranı %1’den düşüktür. Bununla birlikte salgın devam ederse virusun zamanla değişim geçirip daha ölümcül gribe neden olabileceği hatırda tutulmalı.
Ülkemizde Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı (Ankara) ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Viroloji Bilim Dalı Laboratuvarında moleküler yöntemlerle laboratuvar tanısı konmakta.
DSÖ önerileri çerçevesinde ülkemizde ve Dünya’da hastalığın yayılmasını önlemek için kişisel ve kurumsal önlemlerin alınması için büyük çaba gösterilmektedir. Sağlık Bakanlığı

üniversiteler ve valiliklerle çok yakın iş birliği içinde çalışmalarına devam etmekte. İlk turist olgunun termal kamera ile ateşinin saptanması sonrası İstanbul’da İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde kurulan kriz merkezi çalışmalarını aralıksız sürdürmekte.
Kişilerin başta el yıkama olmak üzere kişisel hijyen kurallarına özen göstermeleri gerekmekte.
Hastanelerde yatırılan hastaları izleyen sağlık personeli evrensel koruma önlemleri ve solunum yolu önlemlerini (N95 maske vd) alarak kendilerini korumalı.
Hava yolu ve diğer ulaşım şirketleri gerekli önlemlere özenle uymalı.
Mevcut aşıların koruyucu olmadığı HIN1 virusune karşı etkili aşı çalışmaları devam etmekte.
Saptanan hastaların tedavisi ve temaslıların korunması için nöraminidaz inhibitörleri (oseltamivir ve zanamivir) kullanılması önerilmekte.