İzmit Kocaeli Forum
22 Mayıs 2012, 04:51:49 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Astım Tanı ve Tedavisi  (Okunma Sayısı 171 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
audio-technica
Sistem Robotu
Süper Moderator
BaĞıMLı GeNc
*

Karma 21248
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 54,884


KoCaELiGenCLiK.CoM

kocaeli-genclik@hotmail.com Yakında+İnş. Kullanmıyorum
Site
« : 03 Haziran 2009, 20:49:26 »








            
         
         
         Tanım :



Bronş astması tekrarlayan ataklar  neticesinde hava yolu duvarlarında kalınlaşma da darlığı artırmakta ve nefes  darlığı atakları şiddetlenmektedir.



Sıklık :



Ülkemizde  astım görülme sıklığı erişkinlerde % 2-43/1 değerlerine kadar düşmektedir. İleri yaşlarda  ise aradaki fark ortadan kalkmakta ve daha sonra kadınlarda daha fazla  görülmektedir.



Etkenler :



1. Genetik faktörler : Astım  hastalığının bilinen en önemli risk faktörü atopi hem  anne hem de baba astım ise bu oran % 60-70 değerlerine ulaşmaktadır.



2.  Çevresel faktörler : Ev içinde ve dış ortamda atmosfer kirliliği ve allerjen  yoğunluğunun artması astım sıklığının artışında önemli birer faktördürler.  Genetik faktörlerden bağımsız olarak yaşamın ilk bir yılında çevresel kaynaklı  allerjenler ile yoğun temas astım gelişiminde ciddi ve önemli bir faktördür.  



Dış allerjenler vücuda genellikle solunum yoluyla yastık kılıfı gibi  ortamlarda çok daha kolay barınır ve ürerler.



Polenler dış ortamdan  vücuda alınan diğer önemli allerjenlerdir. Yabani ot ağaçlar gibi tüm  bitkilerden kaynaklanan polenler vücuda solunum yolu ile alınarak astım atağına  neden olabilirler. Polenlere bağlı astım mevsimlerle ilişkili olarak kendini  gösterir ve çiçek açma dönemlerinde daha sıkça karşımıza çıkmaktadırlar.  



Küf mantarları ise iç ve dış ortamda rutubetli yerlerde bulunurlar ve  astımın risk faktörleri arasında yer alırlar. Ev içerisinde en çok banyo çatı  ve bodrum katları gibi nemli bölgelerde barınırlar.



Kedi at gibi hayvanların tüyleri ve kılları da birer allerjendir ve yakın  temastaki astımlı bireyler için önemli birer risk faktörüdürler.  



Sindirim yolu ile vücuda alınan allejenlerin başında yumurta renklendirici ve koruyucu katkı maddeleri bulunan gıda maddeleri  gelir. Besinlerle oluşan allerjik tablolar daha ziyade çocuklarda kendini  göstermektedir.



Çok önemli bir risk faktörü de sigaradır. Sigara  dumanında bulunan 4000’e yakın gaz duman ve partikül yapısındaki kimyasal  maddeler astımın oluşumunda önemli rol oynarlar. Yapılan çalışmalarda gebeliği  sırasında sigara içen annelerin bebeklerinin kanında allerjiye bağlı IgE’nin  yüksek bulunduğu ve bu bebeklerde allerjik hastalık riskinin yüksek olduğu  gösterilmiştir. Ayrıca annesi sigara içen bebeklerde solunum yolu  hastalıklarının ve astımın daha sık görüldüğü belirtilmektedir. Sigara içen ya  da sigara içilen ortamda bulunan astımlı hastaların tedavisi de çok zor  olmaktadır.



Hava kirliliği allerjenlere karşı kişinin daha duyarlı  olmasını sağlar ve astımın ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Çevre havasını  kirleten endüstriyel maddeler ve gazlar deodorant gibi kozmetik ürünler de astım  gelişiminde risk faktörleridir.



Ani ısı değişiklikleri soğuk hava gibi  meteorolojik faktörler de astım gelişiminde rol oynamaktadır.



3. Solunum  yolu enfeksiyonları : Çevresel faktörler arasında da sayabileceğimiz solunum  yolu enfeksiyonları astım atağını tetiklemektedir. Bu enfeksiyonlar vakaların  yaklaşık % 40’ında etken olarak izlenmektedir.



Bebeklik çağında  geçirilmiş olan Respiratuar sinsityal virus enfeksiyonlarının allerjik tablolar  ve astımın ortaya çıkmasında rol oynayabileceğini gösteren bulgular olmasına  karşın viral enfeksiyonlar solunum yolu iç  duvarında harabiyete neden olmakta ve solunumla alınan allerjenler ya da diğer  etkenlerin kolayca solunum yollarına ulaşmasına neden olmaktadır. Böylece  allerjene karşı duyarlılık kolaylaşmaktadır.



Sigara içimi ve hava  kirliliği enfeksiyonlara karşı direnci azaltarak viral solunum yolu  enfeksiyonlarının oluşmasında ve astım ataklarında rol oynamaktadır.



4.  Psikolojik faktörler : Vakalarının yaklaşık 1/3’ünde sıkıntı  heyecan gibi psikolojik faktörler astım ataklarının ortaya çıkmasına neden  olmaktadır.



5. Hormonal faktörler : Vakaların az bir kısmında hormonal  sistemin rolü düşünülmektedir. Çocukluk çağında başlamış olan astım olguları  ergenlik dönemi ile geçebilmektedir. Bunun aksine ergenlik dönemi ile başlayan  astım olguları da vardır. Gebelik iki yönlü etki yapabilir ancak ikinci aydan itibaren ataklar  hafifler ve seyrekleşir.



6. Diğer etkenler : Hamile kadınların beslenme  bozuklukları anne karnındaki bebeklerin beslenmesinde bozulmaya neden  olmaktadır. Bu tür anne rahminde beslenme bozukluğu olan bebeklerde doğum  sonrasında gelişme gerilikleri gözlenebilmekte ve kanda allerji ile ilgili olan  eozinofil protein X değerleri yüksek bulunabilmektedir. Bu bebeklerde doğum  sonrası da olsa astım ve diğer allerjik hastalıkların daha sık görüldüğü  varsayılmaktadır.



Aspirin morfin gibi bazı ilaçlar da astım atağının  başlamasına neden olabilmektedirler.



Şikayetler :



Hastaların en önemli yakınmaları  nefes ve hışıltılı solunumdur. Olguların büyük çoğunluğunda nefes darlığı gece  gelir. Nedeni de yastık yün  gibi allerjenlerin yoğun bir şekilde solunması ile akciğerlere ulaşmasıdır.  Ayrıca geceleri vücutta gelişen hormonal ve sinirsel değişiklikler de gece nefes  darlığı gelişiminden sorumlu olabilir.



Hastaların bazılarında tek ve ilk  şikayet uzun süre devam eden kuru öksürük olabilir. Nedensiz olarak ataklar  şeklinde ortaya çıkan ve özellikle gece hastayı uykudan uyandıran kuru  öksürükler astım hastalığını akla getirmelidir. Şiddetli öksürükten sonra  hastalar bazen balgam çıkarabilirler ve balgam çıkardıktan sonra  rahatladıklarını ifade ederler. Öksürük nöbeti sırasında bayılma görülebilir.  



Bazı hastalarda nöbet sırasında ya da nöbet aralarında morarmalar fark  edilebilir ve hava açlığının göstergesidir. Hastalar ayrıca karın şişkinliği kızarıklık veya kaşıntı vs) yakınabilirler.



Fizik  Bulgular :



Astım atağı dışında gelen bir hastanın fizik muayenesinde  genellikle herhangi bir bulguya rastlanmaz. Hastalığın başlangıç dönemlerinde ya  da çok hafif seyrettiği durumlarda muayene bulguları çok zayıf olabilir.  



Atak esnasında başvurmuş olan bir hastanın muayenesinde solunum  sıkıntısı belirgin olarak izlenir. Atağın şiddetine göre yardımcı solunum  kasları da faaliyete geçer. Hasta yatırıldığında solunum sıkıntısının arttığı  izlenebilir.



Astım atağı ile gelmiş olan hastada hışıltılı solunum  vardır ve akciğerleri dinlendiğinde ronküs denilen ve solunum havasının dar bir  alandan geçmesine bağlı anormal sollunum sesleri duyulur. Çok şiddetli astım  atağında muayene bulguları çok azalır ve solunum sesleri hiç duyulamayabilir.  



Hastalarda ellerde bazı ataklarda tansiyon yüksekliği de gelişebilir.



Tanı :  



Astım bronşiale tanısı için hastanın hikayesi muayene bulguları ve  laboratuar testleri yol göstericidir. Tüm bunlara rağmen astım tanısına ulaşmak  kolay olmayabilir.



Nefes darlığı ancak ataklar arasında gelmiş olan ya da muayene bulguları zayıf  olan hastalarda tanı daha da güçleşmektedir.



Her hastaya akciğer grafisi  çekilmelidir unutulmamalıdır ki bazen iltihabi durumlarda ve diğer bazı akciğer  hastalıklarında tablo astımı taklit edebilir. Astım bronşialede akciğer grafisi  genellikle normaldir.



Astım tanısına destek amacıyla ve diğer  hastalıklardan ayırıcı tanısında bazı kan tetkikleri istenebilir.  



Astımın kesin tanısı solunum fonksiyon testi ile konulur. Akciğere giren  ve çıkan hava miktarlarını ölçme esasına dayanan solunum fonksiyon testinde  astımlı hastalarda belirgin bozulmalar izlenebilir.



Solunum fonksiyon  testleri geri dönüşümlü hava yolu daralmalarını gösterebilir. Salbutamol veya  Terbutalin ile yapılan bronkodilatasyon testi yol göstericidir. 100 mcg  Salbutamol ya da 500 mcg Terbutalin inhalasyon verildikten 10-15 dakika sonra  tekrarlanan solunum fonksiyon testinde birinci saniyede dışarı verilen hava  miktarında (FEV1) ilaçsız yapılan testteki değere oranla %12 ve/veya 200 ml  üzerinde bir artış olması astım tanısını koydurur.



Bazı hastalarda bu  erken reversibilite testi negatif çıkabilir. Bu durumda hasta steroid tedavisine  alınır ve 2-6 haftalık tedavi sonrası solunum fonksiyon testi tekrarlanır. Geç  reversibilite testi dediğimiz bu değerlendirmede FEV1’de %12 veya üzeri bir  artış olması astım tanısını teyit eder.



Solunum fonksiyon testi normal  olan erişkinlerde ya da bu testi doğru başaramayan çocuklarda tanı için PEF  izlemi yapılabilir. Burada hastadan sabah ve akşam saatlerinde ve şikayetlerinin  olduğu dönemlerde PEF ölçümü yapması istenir. Günlük PEF değişkenliğinin %20 ve  üzerinde olması anlamlıdır.



Tüm bunlara rağmen astım tanısı konulamayan  vakalar da olabilir. Bu hastalarda bronş provokasyon testi uygulanması  gerekmektedir. Bu testte solunum yollarına artan dozlarda solunum yolu ile  Metakolin ya da Histamin maddeleri veya allerjik reaksiyona neden olduğu  düşünülen madde verilir. Bu maddelerin verilmesinden sonra tekrarlanan solunum  fonksiyon testinde FEV1 değerinde %20 ve üzeri azalma tespit edilirse bronş  provokasyon testi pozitif denir ve astım tanısı koydurur.



Kişinin  allerjik durumunun değerlendirilmesi için allerji testleri yapılmalıdır.  Standart bir allerji testi için 10-15 arası allerjen kullanılması yeterlidir. O  bölgeye uygun bitki polenleri erişkinlerde kullanılmasına gerek yoktur. 5 yaş altı çocuk  grubunda allerji testi uygulamaları anlamlı değildir.



Hastalara allerji  deri testi yapılmasının asıl amacı allerjik astımlıları ayırmak ve bu kişilerin  duyarlı oldukları allerjenlerden uzaklaşmasını sağlamaktır. Etken allerjenden  korunma tedavide birinci basamağı oluşturmaktadır. Ülkemizde en sık olarak ev  tozu akarlarına karşı duyarlılık tespit edilmektedir.



Tedavi:  



Tedavinin amacı hastaya astım ile ilgili şikayetlerinin olmadığı ya  da en az düzeyde şikayetin olduğu bir yaşam sağlamak olmalıdır. Hasta normal bir  yaşam aktivitesi gösterebilecek düzeye gelebilmelidir.



Tedavide birinci  basamak korunmadır. Kişi duyarlı olduğu allerjenlerden uzaklaşmalı şikayetlerin  başlamasına ve atakların ortaya çıkmasına neden olacak etken ve olaylardan  sakınmalıdır.



Astım tedavisinde solunum yoluyla verilen ilaçlar  öncelikle tercih edilmelidir. Solunum yolu ile ilaç kullanamayan hastalarda  diğer tedavi yollarına (tablet ampul vs.) başvurulmalıdır.



Astımın  ilaçla tedavisinde birinci seçenek ilaç solunum yolu ile alınan steroidler  olmalıdır. Uzun etkili beta-2 agonist ilaçlar teofilin türevi ilaçlardan bir veya birkaçı tedaviye  eklenebilir. Kısa etkili beta-2 agonist ilaçlar solunum sıkıntısı atakları  sırasında kullanılabilir.



Hasta tedavisini hekim kontrolünde düzenli  olarak kullanmalı ve kontrollerini aksatmamalıdır. Düzenli kontrollerde yapılan  solunum fonksiyon testleri ile hastanın son durumu değerlendirilmeli ve tedavi  planı yeniden oluşturulmalıdır.
      
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!